11 Temmuz 2026 - Cumartesi

YEREL ESNAFI YAŞATMAK, ŞEHRİN GELECEĞİNİ YAŞATMAKTIR

Ekonominin daralması ve zincir market mağazalarının hızla çoğalması, adeta yerel esnaf için bir bitiş fermanına dönüşmüş durumda.

Yazar - Nedim ARSLAN
Okuma Süresi: 4 dk.
Nedim ARSLAN

Nedim ARSLAN

-
Google News

 Uzun yıllar önce Batman'da zincir marketlerin sayısı bir elin parmaklarını geçmezken, bugün aynı mahallede değil, aynı sokakta bile birçok zincir markete rastlamak mümkün hale geldi. Yerel istihdama ve şehir ekonomisine ciddi katkılar sunsalardı elbette bunu farklı değerlendirebilirdik. Ancak gelinen noktada, yerelde kazanılan sermayenin önemli bir kısmının şehir dışına aktarılması düşündürücü bir tablo ortaya koyuyor.

Elbette rekabet olmalıdır. Ancak gerçek rekabet; kaliteli hizmet, uygun fiyat, müşteri memnuniyeti ve dürüst ticaret anlayışıyla anlam kazanır. Batman'da yıllardır hizmet veren yerel marketlerin şehir ekonomisinde önemli bir yeri vardır. Yerel esnaf yalnızca ticaret yapan işletmeler değildir. Aynı zamanda mahallesinin sosyal dokusunu oluşturan, ihtiyaç anında müşterisini tanıyan, kazancını yine bu şehirde değerlendiren önemli bir ekonomik güçtür.

Küçük işletmeler ayakta kaldıkça hem istihdam korunur hem de şehir ekonomisindeki para dolaşımı yerelde kalmaya devam eder. Bu nedenle yerel esnafa verilecek her destek, Batman'ın ekonomik geleceğine yapılmış değerli bir yatırım olacaktır. Buna rağmen birçok mahallede yerel marketlerin sayısı azalırken, aynı cadde ve sokaklarda peş peşe açılan zincir marketler rekabet dengesini bozuyor.

Artan kira bedelleri, yükselen maliyetler ve ekonomik daralma da yerel esnafın yükünü her geçen gün ağırlaştırıyor. Buna internet ve sanal alışverişin yaygınlaşması da eklenince küçük işletmeler ayakta kalmakta zorlanıyor. Vatandaşlarımızın alışverişlerinde yerel işletmeleri tercih etmeleri, sadece bir esnafa değil, şehrin ekonomisine ve istihdamına da destek olacaktır. İlgili kurumların da şehir ekonomisinin dengeli gelişmesi adına gerekli hassasiyeti göstermesi artık kaçınılmazdır.

YILLARDIR HEP AYNI GELENEK!

Yılların değişmeyen alışkanlıklarından biri olan "Bugün git, yarın gel" anlayışı ne yazık ki hâlâ birçok kamu kurumunda varlığını sürdürüyor. Vatandaşın işini kolaylaştırması gereken bazı görevlilerin, insanları defalarca kuruma gidip gelmeye mecbur bırakması hizmet anlayışıyla bağdaşmıyor. Görevini ikinci plana iten bu yaklaşım, hem kurumların itibarına zarar veriyor hem de vatandaşın devlete olan güvenini zedeliyor.

Ne yazık ki bu anlayış sadece bazı kamu kurumlarıyla sınırlı kalmıyor. Sağlıktan hizmet sektörüne, hatta özel sektörün bazı alanlarına kadar uzanan bu alışkanlık, vatandaşın işini kolaylaştırmak yerine zorlaştırıyor. Vatandaşın beklentisi ayrıcalıklı bir hizmet değil, hakkı olan işlemin zamanında ve sağlıklı bir şekilde sonuçlandırılmasıdır.

Kurumların başarısı yalnızca fiziki yatırımlarla değil, çalışanların vatandaşla kurduğu iletişim ve çözüm üretme kabiliyetiyle de ölçülür. Hizmet anlayışının güçlenmesi, hem kamu kurumlarına olan güveni artıracak hem de toplumda karşılıklı saygı ve memnuniyet duygusunu pekiştirecektir. Oysa güler yüzlü, çözüm odaklı ve sorumluluk bilinciyle verilen hizmet hem kurumların saygınlığını artırır hem de vatandaş memnuniyetini sağlar.

Elbette tüm çalışanları aynı kefeye koymak doğru olmaz. Görevini özveriyle yapan, vatandaşın duasını alan ve işini hakkıyla yerine getiren çok sayıda çalışan da var. Emek verenle görevini ihmal eden arasındaki fark er ya da geç ortaya çıkar. Atalarımızın dediği gibi; "Ne ekersen onu biçersin." Görevini vicdanıyla yapan da, vatandaşın hakkını geciktiren de bunun karşılığını mutlaka görecektir.

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları