BAYRAMLAR, EKONOMİK KRİZ VE GAZZE’DEKİ DRAM
BAYRAMLAR, EKONOMİK KRİZ VE GAZZE’DEKİ DRAM

Nedim ARSLAN
-Bir Ramazan ayını daha geride bırakırken bayramın heyecanı yavaş yavaş hissedilmeye başlandı. Ancak geçmişte günler öncesinden hazırlıkların yapıldığı, büyük bir coşkuyla karşılanan bayramlar, günümüzde eski ruhunu kaybetmiş gibi görünüyor. Bayramların tatil gününe dönüşmesiyle birlikte, aile ziyaretleri ve geleneksel kutlamalar da azalmaya başladı. Özellikle genç kuşaklar için bayram, artık eskisi gibi bir anlam taşımıyor. Bunun en büyük nedenlerinden biri de ekonomik sıkıntılar. Her geçen yıl artan hayat pahalılığı, vatandaşın bayram hazırlıklarını bile zorlaştırıyor. Eskiden alışveriş merkezleri ve çarşılar bayram öncesinde dolup taşarken, bugün birçok insan temel ihtiyaçlarını bile karşılamakta zorlanıyor.
Otobüs terminallerindeki hareketlilik azalmış, memlekete dönüşler ise hayal olmuş durumda. Bayram alışverişi yapmak, yeni kıyafet almak ya da sevdiklerine küçük de olsa hediyeler almak bile lüks hâline gelmiş durumda. Ekonomik kriz, sadece günlük yaşamı değil, bayramın ruhunu da etkiliyor. Bununla birlikte, bayramın en önemli yönlerinden biri olan dayanışma duygusu da giderek zayıflıyor. Eskiden mahalle kültürü içinde komşular birbirine bayram ziyaretine gider, büyükler ziyaret edilir, çocuklar harçlıklarını alıp sokakları neşelendirirdi. Şimdi ise bireyselleşen yaşam tarzı ve ekonomik koşullar, insanları birbirinden daha da uzaklaştırıyor. Bayram mesajları bile artık yüz yüze değil, dijital ortamda birkaç kelimelik kısa mesajlarla geçiştiriliyor.
Öte yandan, bayramı buruk karşılayan sadece bizler değiliz. Gazze’de, İsrail’in aylardır sürdürdüğü katliam tüm dünyanın gözü önünde devam ediyor. Çocukların, masum sivillerin hayatını kaybettiği, evlerin bombalandığı, temel yaşam haklarının bile yok sayıldığı bir trajedi yaşanıyor. Dünya ise bu zulme sessiz kalmaya devam ediyor. Bayramın getirdiği sevinci paylaşmak şöyle dursun, Gazze’de insanlar hayatta kalma mücadelesi veriyor. Savaşın, açlığın ve yoksulluğun gölgesinde bir bayram yaşanırken, bizlerin de bayramın manevi değerlerini hatırlaması gerekiyor. Bayramlar sadece tatil değil; paylaşmanın, yardımlaşmanın ve dayanışmanın en güçlü şekilde hissedildiği zamanlardır. Zor durumda olan insanlara el uzatmak, küçük de olsa bir dayanışma göstermek, bayramın ruhunu yaşatmanın en güzel yoludur. Belki de bayram, tam da bu yüzden, dayanışmanın ve umudun sembolü olmaya devam etmeli.
Bayramlar, geçmişten bugüne sadece dini bir ibadet değil, toplumsal bir birlik ve beraberlik günüdür. Bugün içinde bulunduğumuz zorluklara rağmen bu ruhu canlı tutmak, birbirimize destek olmak, umut ve dayanışmayı büyütmek hepimizin sorumluluğu olmalıdır. Çünkü bayram, ancak paylaşıldıkça gerçek anlamını bulur. Bayramlar, zorluklar içinde bile insanlara umut aşılamalıdır. Ekonomik kriz ve küresel çatışmaların gölgesinde kaybolan bayram coşkusuna rağmen, birlik ve beraberlik duygusu hâlâ bizlere güç verebilir. Gazze'deki insanlık dramına karşı duyarsız kalmamak, dayanışma içinde olmak, aslında gerçek bayramı yaşamanın bir yoludur. Bu bayramda, sadece kendi çevremize değil, tüm dünyaya da iyilik ve adalet mesajı göndermeliyiz.
On bir ayın sultanı Ramazan-ı Şerif'i üzüntüyle uğurlarken, Ramazan Bayramının insanlığa barış ve huzur getirmesini temenni ediyorum. Bayramınız mübarek olsun.