11 Nisan 2026 - Cumartesi

İDARECİLERİMİZE İBRET OLSUN?

İDARECİLERİMİZE İBRET OLSUN?

Yazar - AZİZ ARSLAN
Okuma Süresi: 6 dk.
AZİZ ARSLAN

AZİZ ARSLAN

-
Google News

Kıymetli okurlarım, yazımın uzunluğu sebebiyle anlayışınıza sığınarak önemli bir konuya dikkat çekmek istiyorum.

Yaşadığımız bu zaman diliminde idarecilerimizin makam-mevki ve şatafatlı yaşam tarzları ne yazık ki pek iç açıcı bir durumda değil. Devlet ve kamu hakkı söz konusu olduğunda, aklımıza hemen adaletiyle nam salmış Hz.Ömer gelir.

Hülâsa...

Hz. Ömer'in mevki ve makamların başına atadığı idarecilerin yaşam tarzı ile ülkemizde mevki ve makamların başında bulunan idarecilerimizin yaşam tarzlarına ilişkin bir kıyaslamayı okurlarımın dikkatlerine sunmak istiyorum.

Şöyle ki...

Halife Ömer; Musul'a bir vali tayin eder.

Bir süre sonra;

Vali’ye, Musul'daki bütün fakirlerin listesini bana gönder diye haber gönderir.

Vali’de, en başa kendi ismini yazıp listeye ekler ve gönderir.

Halife Ömer şaşırır?

Hemen iki müfettiş görevlendirip; Vali’min yaşayışını öğrenin! der. Müfettişler Musul’da kimseye kendilerini tanıtmadan gerekli incelemeleri yaparlar ve gerekli raporları hazırlayıp ayrılırlar ve ellerindeki raporla Halife Ömer (ra)’e gelip; Musul’u gezdik. Vali’den daha fakir kimseyi bulamadık. Ekmeği suya batırıp katıksız yiyor derler...

Bu rapora dayanarak; Hazret-i Ömer, Musul’daki bütün fakir fukarayı doyurur ve 1000 altın da Vali’ye gönderir. Vali, kendisine gönderilen altınları hanımının önüne döküp der ki:

Halife Ömer (r.a) bunları bize gönderdi, ne yapacaksan yap!

Valinin hanımı şu on altın ile hemen pazardan şunları şunları al, gel!

Vali kalan altınlara ne olacak?

Hanımı lâzım oldukça kullanırız. Vali, hanımına izin ver, bir iş ortağı bulayım, parayı işletsin. Hem altınlar kalır, hem kâr getirir. Hanımı kabul eder. Vali 10 altınla hanımının istediklerini alıp, kalanları, fakir fukaraya dağıtır...

Vali eve gelince hanımı sorar:

Ne yaptın?

Vali, altınları ortağa verdim.

Hanımı çok iyi... Kâr ne zaman?

Ayın başında.

Ayın başı gelir ve hanım sorar:

Kâr nerede?

Vali daha ölmedik, ölseydik Cenâb-ı Hak verecekti...

Ben altınları fakirlere dağıttım. Rabbimden daha iyi ortak bulamadım. Çünkü kar ortaklarım hepsi beni kandırıyordu.

Ama; Rabbim kandırmaz. Çünkü bire; 700, bire 7000 verir. Hem de tam ve eksiksiz verir. Epey bir kavga gürültüden sonra valinin hanımı bugüne kadar çektiğimiz yoksulluk yetmiyormuş gibi, bir de altınları fakirlere vermişsin. Biraz yüzümüz gülecekti, yine yoksul kaldık diye (eşi) Vali’yi evden kovar. Vali, yatmak için bir arkadaşının evine gider. Birkaç gün geçtikten sonra, Vali’nin evinde kaldığı arkadaşı kendi hanımı ile diğer bazı hanımları Vali’nin hanımına gönderip barışmaları için uzun uzun nasihat edip görüşüler. Vali’nin hanımına sen yanlış yaptın? Adamcağız kendi evinden de oldu derler. Valinin hanımını yumuşatırlar ve daha sonra barışırlar.

Vali eve gelir...

Hanımı der ki:

Halife bir daha altın gönderirse ne yaparsın?

Vali aynısını yaparım der. Eğer benim gördüklerimi görseydin, sen benden önce altınları dağıtırdın.

Hanım ne görüyorsun?

Sevindirdiğim her bir fakir için, Allahü Teâlâ gökten bir nur indiriyor, o nur güneşi karartıyor. O nurları gördükten sonra, mümkün olsa, daha fazlasını veririm der.

Kıymetli okurlarım!

Peygamber Aleyhisselam’ın eğitim süzgecinden geçen o idarecilerde Müslüman ve yaşadığımız bu zaman diliminde ülkemizde görev yapan idarecilerimizde Müslüman? Düşünün bir ekmeği suya batırıp katıksız yiyen bir idareci ve diğer yandan ülke olarak ekonomik sıkıntı çektiğimiz bir süreçte idarecilerimizin şatafatlı lüks yaşantılarıyla, devletin araç, gereçlerinin kullanımında Hz. Ömer'in atadığı Musul valisi ile kıyas etmek mümkün değil. Konu itibariyle idarecilerimizi bir eleştiri konusu yapmak değil? Hülâsa; Bediüzzaman'ın ifadesiyle; "Şu dâr-ı dünya, meydan-ı imtihandır ve dâr-ı hizmettir; lezzet ve ücret ve mükâfat yeri değildir."

Dolayısıyla...

Ekmeği suya batırıp katıksız yiyen bir idarecinin kendi idaresi altındaki insanlara yaklaşımını ve yaşam tarzını dikkatlere sunarken; böylece idarecilerimizin şatafatlı yaşam tarzlarını gözden geçirmeye ve kamuda maliyeti büyük gereksiz projelerin ve israf savurganlığının önüne geçerek halkala iç içe, yetimleri, fakir fukarayı, kimsesizleri koruyup gözeterek halkın gönlünde taht kurabilirler. Nitekim, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın bize "Ömerler lazım" ifadesi de tam yerinde olsa gerek; ve böyle idarecilerin olmasının önemini vurgulamaktadır.

Kıymetli okurlarım! Konuyu daha fazla uzatmadan; Peygamber Efendimizin bir hadis-i şerifi ile yazımı noktalamak istiyorum.

Peygamber Aleyhisselam Efendimiz: Adalet hakikatini asırlar öncesinden insanlığa şöyle haber vermiştir:

"Yedi sınıf insan vardır ki Allah onları, gölgesinden başka gölge olmayan günde, kendi gölgesinde gölgelendirir. Bunların ilki Adil yöneticidir."

Ezcümle; Allah'ın gölgesinde gölgelenecek olan; Adil yöneticilere selam olsun...

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları