08 Kasım 2026 - Pazar

SÜPER LİGDE AMEDSPOR’UN ve TARAFTARIN BAŞARI İNADI

SÜPER LİGDE AMEDSPOR’UN ve TARAFTARIN BAŞARI İNADI

Yazar - M. Latif YILDIZ
Okuma Süresi: 9 dk.
M. Latif YILDIZ

M. Latif YILDIZ

-
Google News

Amedspor, geçtiğimiz Cumartesi (7 Kasım) günü 121 yıllık yıllarca şampiyonluk yaşamış köklü bir Galatasaray'la deplasmanda. Arada ekonomik, yapısal fark ortada; Galatasaray devasa bütçesi ve piyasa değeri ( 9 milyar küsür), 850 milyonluk değere sahip olan Amedspor'un tam 10 katına bedel.

Galatasaray, 3 Kasım’da UEFA Şampiyonlar Ligi'nde Almanya Stuttgart takımını 2-0 mağlup ederek Avrupa rüzgarı arkasına almış; oyun tecrübesi yüksek Amedspor ise deplasmanda dişe diş mücadele etmesine rağmen 4-3 mağlup oldu. Galatasaray zor bir virajı döndü.

Galatasaray’ın sahasında 3 gol atmak her takımın harcı değildir. son bir yılda sahasında Barcelona’dan 4; Başakşehir’den 3 ve dün Amedspor’dan 3 gol yedi. Kaldı ki 2 talihsiz gol biri de kaleci kalesine attı; penaltısı da verilmedi.

AMED Dünkü maçta heyecan seviyesi çok yüksekti, seyirciyi gole doyurdu.  Ancak 2 takım arasında hız ve güç farkı vardı. AMEDSPOR elinden geleni yaptı, performansı ile ligin zirve takımı olduğunu ispatladı.

Neyse Ben bu maçın teknik detaylarına girmek yerine ligin 11. haftasında yaşananları kamuoyuna yorumlayacağım.

Futbolda başarıyı ölçmenin bir yolu vardır: Sahadaki mücadele, ortaya konulan futbol, taraftar, istatistikler ve alınan sonuçlar… Ancak söz konusu Amedspor olunca, anlaşılan o ki bu ölçüler belli çevrelerde anlamını yitiriyor.

Rakamlar ortada:

Haksızlığa uğrayan AMEDSPOR, 3 kırmızı kartla en çok kırmızı kart gören takımı. 31 sarı kartla en çok sarı kart gören takımı. Üstelik en düşük bütçesi olan 5-6 lig takımlarından biridir.

Bütün olumsuzluklara rağmen ligin en çok gol atan takımı, en yüksek gol beklentisi oluşturan ikinci takımı ve en çok şut çeken dördüncü, ancak  ligin en şansız golleri yiyen takımı AMEDSPOR.

Dahası, puan cetvelinde dünkü maça rağmen hala üst sırada! Amedspor'un başarısını yalnızca puan cetveliyle değil, ortaya koyduğu hücum futbolu ile değil de 11. adamı yok çamuru atılıyor.

Şimdi sormam gerekiyor: Bu tabloya rağmen Amedspor’un kollandığını iddia etmek ya da sahada kötü tezahürat yapmak en son Galatasaray maçına da statta yine sarı torba gösterildi. Taraftar polis eşliğinde metroya bindirmek hangi idari aklın işi; hangi futbol anlayışının ürünü söyler misiniz!?..

Bir takım hem en çok kart gören hem de sınırlı bütçeyle mücadele edenler arasında yer alacak; buna rağmen sahada ürettiği futbol ile ligin zirvesinde oynayacak. Sonra da çıkıp bu başarıyı küçümsemek için takımı taraftarı kıracak yazılar yazıp kötü paylaşımlar yapacaksınız.

Bu, futbolu değerlendirmek değil; bal gibi ayrımcılık ve de başarıyı hazmedememektir. Amedspor taraftarı düne kadar yüzde yüzü 3 büyüğü tutuyordu; ki hala da öyledir.

Amedspor'un başarısını hazmedemeyenler, sahada oynadığı futbolu konuşmak yerine tribün önyargılarını konuşturuyorsa burada sorun Amedspor'da değil, futbolu bir ayrıştırma ve düşmanlaştırma aracı olarak gören zihniyettir.

Futbolun dili Sevinç, gol, emek, mücadele ve fair-play olmalıdır. Nefretin, ötekileştirmenin ve de ayrımcılığın dili hiç değildir.

Amedspor’un başarısı yalnızca sahadaki futbolcularla değil, tribünlerdeki on binlerce kadın, erkek, genç ve o stada gelen minik çocukların başarısıdır.

Her maç stadını dolduran, 90 dakika boyunca desteğini esirgemeyen, küfürlü tezahürat yerine takımına sahip çıkmayı tercih eden 7 den 70’e  taraftarın bu başarıda büyük payı vardır.

AMEDSPOR, deplasmanlarda çoğu zaman hakaret ve ayrımcı söylemlerle karşı karşıya geliyor. Nitekim atkısını takana bölücü gözü ile bakılmaktadır.

Zülfü Livaneli Diyarbakır’da kendisine sunulan Amedspor atkısını, gelen tepkiler üzerine "Ben takmadım, boynuma doladılar" diyerek apar topar reddetmesi, bir refleks değil; sol-sosyal, demokrat geçinen bazı aydınların korku ve ilkesizliğinin açık bir resmi değil mi? Nihayet bir spor takımının kaşkolüydü o.

Bunlara rağmen taraftar kendi sahasında rakiplerine aynı dille karşılık vermemeye çalışıyor. Futbolun birleştirici güzelliğini stat ve şehrinde yaşatarak bu güzelliği gitmek istedikleri yer ve şehirlerde görmek istiyorlar.

Demek ki iyi futbol oynamak, milyonlarca avro harcayarak yıldız transfer etmekten ibaret değilmiş. Doğru organizasyon, akıl, takım ruhu, emek ve tutku da başarıyı getiriyormuş.

Amedspor, şu ana kadar bu lige yalnızca futboluyla değil, tribün kültürüne de renk kattı.

Peki, bütün bunlar yaşanırken yaygın spor medyası, özellikle İstanbul ve bazı diğer şehirler ile Ankara’nın tutumu ortada.

Asıl üzerinde durulması gereken mesele bana kalırsa tamda budur. Bakın neden?

Geçtiğimiz pazartesi günü (3 Kasım) Sözcü gazetesinin iki karşılıklı spor sayfa dikkatimi çekti. 1-2 gazeteye daha baktım manzara aynıydı. Galatasaray maç sonrası gazete sayfalarına bakınız. Geçen haftaki sayfayı köşemde paylaşıyorum bakınız.

Ligin 10. haftası. Fenerbahçe, Göztepe’ye 2-1 mağlup olmuş; Beşiktaş ise Kasımpaşa ile 2-2 berabere kalmıştı değil mi? Gazete, bu iki karşılaşmaya birer tam sayfa yer vermiş. Peki Amedspor’un Eyüp karşısındaki skoru ne? 5-1  iki satırlık yer.

Elbette bu iki takımların haber değeri vardır. Mağlubiyetleri, puan kayıpları, maç analizleri mutlaka haber yapılmalıdır. Buna kimsenin itirazı olamaz.

Ancak aynı puan cetvelinde ikinci sırada bulunan Amedspor 5-1 maç haberini aynı gazetenin sayfalarında bulabiliyor muyuz?

Ben bulmakta zorlandım!

Burada mesele Fenerbahçe’ye veya Beşiktaş’a haber değeri verilmesi değildir. Mesele şu ki, Anadolu’da büyük başarıya imza atan bir takımın, sırf İstanbul’un alışılmış futbol gündeminin dışında kaldığı için görmezden gelinmesidir.

Tam 45 yıl tirajları 1 milyon 250 bin olan gazetelerde spor muhabirliği yaptım. Ünlü takımların maçlarını izledim, oyuncuları değerlendirdim ve performanslarına yıldız veren biri olarak yazıyorum: Spor medyasında bu derece tek taraflı bir yaklaşımı görmek gerçekten üzücü.

Özellikle İstanbul merkezli yaygın medyanın kendisine bir soru sorması gerekiyor:

Futbol yalnızca İstanbul’un üç büyük takımından ibaret mi? Anadolu takımlarının başarısı haber değeri taşımıyor mu? Puan cetvelinde ikinci sıraya yükselen bir AMEDSPOR’UN mücadelesi, iki büyük takımın puan kaybından daha az mı önemlidir?

Bu yaklaşım gazetecilik değil, alışkanlık hâline getirilmiş bir tarafgirlik ve de haksızlıktır.

En önemlisi, Amedspor’un başarısını küçümsemek veya onu sürekli tartışılan takım gibi göstermek; ayrıştırıcı  kavramı, sarı torba ile  haber, açıklama, yazı yazmak, sporun evrensel ilkesiyle bağdaşır mı?!..

Bir bölge ve şehrin takımının başarısını yazarken o şehrin kimliğini öne çıkartarak eleştiri konusu yapmak zorunda değilsiniz. Futbolun güzelliği de zaten farklı kimliklerin aynı heyecan etrafında buluşabilmesidir.

Amedspor’u sevmeyebilir, itici bulabilir, Taraftarı olmaz ya da oyununu eleştirebilirsiniz. Bunların hepsi futbolun doğal parçalarıdır. Fakat emeği, istatistikleri,, mücadeleyi ve başarıyı yok sayamazsınız.

Eleştiri başka, küçümsemek başka, Rekabet başka şeydir, ayrımcılık ise bambaşka şey. Gazetecilik ise bütün bunların üzerinde olmak ve herkese eşit mesafede durabilme sorumluluğudur.

Unutulmamalı ki bir gazetenin büyüklüğü, yalnızca İstanbul takımlarına ayırdığı sayfa sayısıyla değil, haber değeri taşıyan başarılara ne kadar adil ve tarafsız yer ayırdığı ile ölçülür.

Amedspor bugün yalnızca kendi şehrinin değil, Anadolu futbolunun Doğu, Güneydoğu bölgesinin önemli gerçeğidir.

TFF, ilgili mercilerin, kamuoyu ve spor çevrelerin görmezden gelmeleri başarısını ortadan kalkmaz. Küçümsemekle emek değersizleşmez. Ayrıştırmakla da futbolun birleştirici gücü yok edilemez.

Spor medyasına son sözüm: Amedspor’un başarısını haber yapmak lütuf değil, gazeteciliğin gereğidir. Çünkü gazetecilik, görmek istediğini değil, görülmesi gerekeni yazmaktır.

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları