ZAMANIN ÖTESİNDEN KÖKTEN GELEN IŞIK İZİ
ZAMANIN ÖTESİNDEN KÖKTEN GELEN IŞIK İZİ

M. Latif YILDIZ
-Kırk altı yıl oldu; dile kolay, bir ömrün yarısından fazlası... Takvim yaprakları sararıp dökülürken, onun bıraktığı iz ruhun derinliklerinde taptaze yerli yerinde duruyor. Bazı vedalar için “eksilmek değil, başka bir biçimde çoğalmaktır” derler. Atanın varlığı zamanın ötesinden kökten gelen bir ışık izi gibi insan hayatında unutulmaz anılar bırakıyor.
45 Yıl her 10 Nisan babam ile ilgili anılarımı tazelerim. Yazdığım her satırda babamın kendisine has sesinin yankısını, bakışlarındaki o güveni görür gibi oluyorum. Kızdığında bile sükûnetini unutmuyorum. O "Kökten Dallara" uzanan bir çınardı. Benim için sadece geçmişin tozlu raflarında kalan hatıra değildi; şimdiki menzilimi belirleyen sessiz pusulam olmuştu.
Hayatın sert rüzgârlarına karşı nasıl durulacağını öğreten görünmez bir zırh gibi elini hep omuzumda hissettim. Batmandan Konya’ya gelişimin üzerinden yarım asırdan fazla oldu. Gelişimin üzerinden (1975) İki yıl geçmişti. Ne bir telefon ne de bir mektup yazmıştım. Akşamüstüydü evimin kapısı çaldı. Kapıyı ben açtım; babamı karşımda görünce omuzdaki o elin önemini kavradım. O gün bu gün o anı hiç unutmadım.
O an benim için babam devasa bir varlığa dönüştü. Sevgiyle yoğurulan sarsılmaz dürüstlüğün simgesi baba karakteri ortaya çıkmıştı. Kapıda annem ile dimdik ayakta duruyordu. Kapının eşiğinde zamanı durduran “ Evlat gelmese babalar gelir oğul.” Sözü 46 yıldır kulağımdan ve aklımdan hiç çıkmadı. O beş kelimelik cümle ve o anki bakışı, aradan geçen onca yıla rağmen zihnimin dehlizinde yankılanmaya bu gün bile devam ediyor.
"Zamanı durduran söz ve bakış" 46 yıl geçse de gözlerimi kapattığımda, 46 yıl öncesinin sevecen sözü kederi değil, babalığın ne kadar kutsal bir değer olduğunu hatırlatıyor.
Şimdi anlıyorum ki babanın evladına bırakabileceği en büyük mirasın banka hesapları, mal, mülk değil; fırtınalı denizde ona gemisini yüzdürebilecek gücü, desteği vermesidir.
Babamın o gün kapıda dimdik vakur duruşu ile hayat boyu evlada ders verenin baba olduğunu öğrendim. Bazı insanlar bu dünyadan göçer ama geride sadece hatıra bırakmazlar; bir duruş, karakter ve de insanın ömrüne sinen bir iz bırakırlar. Babam da öyle bir iz bıraktı.
Evladıyım diye yazmıyorum. Babamı yakından tanıyanlar onun güçlü, vakur ve sözünün ağırlığı olan bir Kürt aydını, önderi, lideri olduğunu bilirler. Hayatın sert rüzgârında zorluklarla yoğrulmuş ama hiçbir zaman eğilmemiş bir neslin insanıydı Melle Abdülkerim.
Dediği dedik, duruşundan taviz vermeyen; yüreğinde büyük merhamet taşıyandı. Onun bulunduğu yerde söz kıymet kazanırdı. Medrese, okul, eğitim yeri gibi kullandığı iş yeri şehrin aydınlarının buluşma yeriydi. Küçük kürsülerde daire şeklinde oturanlar söylediğine kulak verir pür dikkat dinlerlerdi. Çünkü her cümlesi hayatın içinden süzülmüş tecrübenin ve eğitimin verdiği ağırlık vardı.
23 Yaşıma kadar onun olduğu ortamda büyüdüm. Hayatımın en savunmasız yıllarımda hoşgörüsü ve şefkatiyle yaklaşan, varlığı ile bana güç verendi. Bir çocuğun kalbinde yer eden güven duygusu vardır ya, çocukluğumdan şu ana kadar gelen güvenin kaynağı babamdı.
Babamın bakışında merhamet, sözlerinde ağırlık, duruşunda ise insanı kendiliğinden saygıya çağıran bir asaleti vardı. İnsan onun yanında yaşı ne olursa olsun ister istemez edebini toparlar, sözünü tartarak konuşurdu.
Bugün babamın vefatının üzerinden kırk altı yıl geçti. Ama bazı insanlar için zaman geçtikçe eksilmez; aksine hatıraları yüreğimizde daha da büyür. Anlıyoruz ki insanı büyüten yalnızca yıllar değil; insan hayatına dokunan büyük kalplerdir.
Babam beni çok severdi (gerçi her çocuk öyle der ve öyle bir duygu taşır.)Ben de onu çok sevdim…Aradan kırk altı yıl geçse de bazı sevgiler eskimez, bazı hatıralar solmaz. İnsan bazen fark eder ki; çocukluğunun en büyük nimeti, büyüğünün sevgisi ve duasının gölgesinde büyümüş olmaktır. Bir söz var derki, “baba gidince insan azalır” azaldığımı hissediyorum.
Atalarımızın kıymetini bilelim. Yaşlılara saygılı olalım, aile kökleri neslin hatırasıdır; vefalı olup sahip çıkalım. Allah babam Seyda’ye Melle Avdilkerim’e (Babamın adının Kürdçe anlamı; Allah’ın cömert ve kerem sahibi Kul’u demektir.) rahmet etsin; mekânı cennet olsun. Rabbim makamını ve kabrini nur eylesin. Amin.