GÜÇLÜLERİN ve GÜÇSÜZLERİN ADALETİ
Asgari ücret, emekli işçi, memurlar ile aktif ve emekli Milletvekili maaşları üzerinden günlerdir bir tartışmadır sürüp gidiyor.

M. Latif YILDIZ
-Çalışan ya da Emekliler arasındaki maaş farkı, yalnızca bir gelir eşitsizliği değil; sosyal adalet duygusunu zedeleyen bir derin vicdan sorunudur. Aktif çalışan ya da Yıllarca prim ödeyerek, ağır koşullarda çalışmış milyonlarca emekli temel ihtiyacını karşılamakta zorlanırken, kamu adına görev yapan bir kesimin ayrıcalıklı maaş ve emeklilik haklarına sahip olması “aynı devlete hizmet” ilkesini tartışmalı hâle getiriyor.
Bu uçurum, toplumda devlete ve yönetime olan güveni aşındırıyor. Ki Emeklinin sofrasındaki ekmek küçülürken temsilcilerin refahının artması, adalet duygusunu yaralıyor; sosyal devlet iddiasının, özellikle en kırılgan kesim söz konusu olduğunda, sözde kalmaması gerektiğini hatırlatıyor.
Ben de konuyu 15-20 vekile ( aslında sayı çok fazla amma samimi görüp whatsabımda kayıtlı olanlara) soru yönelttim. Soruma biri vardı ki (ismi bende saklı) konuya insani açıdan yaklaşıp içten bir cevapla dedi ki: “ Ülkede gelir adaletsizliği bozulmuşsa o toplumda refahtan, huzurdan bahsetmek mümkün değil. Ücret skala rejimi çok karmaşık halde. Yüzlerce ücret gruplaşmaları var.
Her dönemde gücü olan kendini korumaya almaya çalışmış. Olan garibana oluyor.” Ve devamında: “Sözde modern hukukun yazarı kitabının ön sözünde (dibace); “ kanunlar örümcek ağı gibidir, Güçlü böcekler geçer. Güçsüzler takılır” dedi. İşte bu ünlü sözü ele alıp yorumlamak tam da zamanı dedim.
Aslında bu söz, 17. yüzyılın başlarında yaşamış olan İngiliz hukukçu ve devlet adamı Sir Francis Bacon'a (ve ondan çok daha önce Eski Yunanlı bilge Solon’a) atfedilir. Bacon, döneminin önemli bir hukukçusu olmasına rağmen bu sözüyle adaletin uygulanışındaki derin çarpıklığı eleştirmiştir.
Hukuk felsefesi ve gerçek hukuk ilkeleri açısından bu sözün ne anlama geldiğini hukukçu değilim amma avukatlar sitesinde ofisi, 45 yıl adliye koridorlarını arşınlamış gazeteci olarak hukukçuların affına sığınarak yorumlamak istedim: Sözün Anlamı: "Güçlüler ve Güçsüzlerin adaleti” olunca ifadeyi makalemin başlığına taşıdım.
Bana göre ifade, hukukun kağıt üzerindeki eşitliğinin, toplumsal ve ekonomik eşitsizlikler karşısında nasıl çöktüğünü anlatıyor.
Örümcek Ağı: Kanunların ince ve kırılgan yapısını bize hicvederek söylüyor.
Küçük Böcekler: Dünya varoldukça bir gerçek olan fakirleri, arkası olmayan ve sıradan vatandaşları ifade ediyor. Ağa takılır takılmaz kanunun tüm sertliğiyle karşılaşır, duvara toslar.
Büyük Böcekler: Zenginler ise, siyasi nüfuz sahiplerini ve "dokunulmazları" temsil ediyor. Bu kesimler, sahip oldukları güçle ( iyi avukatlar, lobicilik veya rüşvet gibi yollarla) hukuk ağını çok kolay delip geçer ya da geçebiliyorlar.
Peki, Gerçek Hukuk Açısından Yorum yapacak olursak: Modern hukuk sistemleri, tam da bu "örümcek ağı" eleştirisini ortadan kaldırmak üzerine inşa edilmedi mi? Edildi edilmesine ancak gerçek hukuk perspektifinden bakıldığında durum şu başlıklar altında görürüz:
Kanun Önünde Eşitlik İlkesi İdeal bir hukuk sisteminde "herkes kanun önünde eşittir." Peki, öylemidir? İşte Bacon'ın eleştirisi, bu eşitliğin şekli (biçimsel) kaldığını söyler. Gerçek hukuk, bu eşitliğin maddi (fiili) olmasını sağlamak zorundadır. Yani sadece kanunda "eşittir" yetmez; uygulamanın da bunu doğrulaması gerekir diye uyarıyor.
Kanun ve Hukuk Devletine gelecek olsam:
Önce Kanun devleti : Sadece kuralların olduğu, ancak kuralların güçlüleri koruduğu bir sistemden ibaret olduğu.
Hukuk Devleti: “Kanunların herkes için bağlayıcı olduğu, yargının bağımsız, tarafsız olduğu sistemdir” der. Der demesine de. Bacon’ın bahsettiği "örümcek ağı" manzarası, bir hukuk devletinde değil, ancak “kanun devletinde" yozlaşmış sistemlerde görülen bir uygulama olarak karşımıza çıkar.
Adalete Erişim Sorunu
Gerçek hukuk açısından Bacon’nun sözünün hala tartışılmasının sebebi, adalete erişimdeki maliyetin farklı olmasıdır. Çok iyi bir savunma ekibine sahip olan birinin, kısıtlı imkanları olan birine göre hukuk ağından "sıyrılma" ihtimalinin daha yüksek olması, modern hukukun büyük yarasıdır.
Son görüşüm o ki: “Kanunlar örümcek ağı gibidir, güçlü böcekler geçer. Güçsüzler takılır.”
Sözü, hukukun kendisine değil, hukukun uygulanışındaki adaletsizliğe yönelik sert bir hicivdir. Gerçek hukuk; ağın, büyük böcekleri de tutacak kadar güçlü, küçük böcekleri ise haksız yere boğmayacak kadar adil olması için çalışmalı.
Değilse Adaletin olmadığı yerde, kanunlar sadece güçlünün çıkarını koruyan birer araç haline gelir. YORUM SİZİN!..