17 Yıllık Sessizlik ve Anne Özlem
17 Yıllık Sessizlik ve Anne Özlem

M. Latif YILDIZ
-20 Ocak 2008 saat 17.30 hafızama yazdığım tarihti, ancak 6 gün önce geçirdiğim bir boğaz operasyonunun nekahat (iyileşme) evresinde sıvı ile beslenmemin verdiği etkin halsızlık ve bulanıklık. Boğazımdan alınan parçaların patolojik sonucunun tedirginliği. Suriye’de meydana gelen gelişmeler bu önemli günü bir kaç saat geciktirme ile hatırlayınca üzüldüm.
Oysa 10 Nisan 1980’de kaybettiğim babamın 46 yıl aksatmadan yazısını bir hafta önce hazırladığım gibi annem için de öyle yapardım. Amma dedim ya 6 gün önce anestezi ile uyutularak operasyon geçirince her yıl gününde yazdığım yazı bir kaç saat gecikti.
Evet değerli akraba ve de okuyucularım bazı acılar vardır, zamanla iyileştiği söylenir ama aslında sadece o acıyla yaşamayı öğrenir ve o acı ile “hayat devam ediyor” diye yaşarsınız. Bugün, benim içinde hayatımdaki en büyük anlamı olan annemin gidişinin üzerinden tam 17 yıl geçti.
Takvimler ilerliyor, mevsimler değişiyor, dünya dönmeye devam ediyor; ancak insan anne denilen varlığın yokluğuna üzerinden on yıllar geçse de zor alışıyor. Hayırlı evladın kalbinin bir köşesinde aynı tazelikte o anne kalır ve duruyor.
Dostlar Anne sadece bir insan değildir. Bir anne; ilk öğretmen, en güvenli liman ve karşılıksız sevginin yeryüzündeki tanımıdır. 17 yıl önce bugün, sadece bir insan kaybetmedim; çocukluğumun en sıcak parçasını kaybettim. Bu günlerin manşetinde olan “Kürd” meselesinde ana dilimizi en nefis, katıksız, yabancı tek kelime olmadan arı, duru Kürdçeyi bana, kardeşlerime ve yanında olan torunlarına o öğretmişti. Zamanın Silemediği İzler onun “ lavo, Mihemed Latif” sesini unutmaktan korktuğum zamanlar asla olmadı. Çünkü kulağımda o ses hep yankılanıyor. Ama sonra fark ettim ki; bir annenin sesi sadece kulaklarda değil, evladının vicdanında, kurduğu cümlelerde, hayata bakış açısında yaşıyormuş. Bugün resmine baktığımda onun bakışlarını, Kürdçe konuşurken onun titizliğini, zor bir anımda dilimi, Kürd ve İslam gelenek, örf ve inancımı onun o sabrını buluyor ve rahmet ile anıyorum. O gitmiş olsa da, bende bıraktığı değerlerle yaşamaya devam ettim, ediyorum.
Anne bitmeyen hasrettir.
"Zaman her şeyin ilacıdır" diyenler yanılıyorlar. Zaman sadece özlemin şeklini değiştiriyor. 17 yıldır her bayramda, her sevinçte ve her hüzünde gözlerim hep onu arıyor. Söyleyemediğim cümleler, beraber gülemediğim anlar ve ona sormak istediğim binlerce soru birikiyor içimde. Şükür ki hastalığından önceki bayramda 15 günümü baş başa onunla geçirmiştim. Öyle ki hiç dışarı çıkmadım onunla kaldım. Geçmişte 80 küsür yıl yaptığı gibi onun ile çeşit çeşit bayram yemekleri hazırlamıştık.
Evet, Anneciğim, biliyorum bir yerlerden beni izliyorsun. Seni, kokunu ve o eşsiz Kürd kadını duruşunu çok özledim. Ruhun şad, mekânın cennet olsun. Emanetin olan bu yürekte, sonsuza dek en güzel köşedesin.
Onun bir sözü ile anarak yazımı bitirmek istiyorum:
Annem Batmanda ben ise bin küsür km uzakta Konya’da yaşıyordum. O zamanlar her ev ve iş yerinde telefon olmazdı. Sıraya girer yıllar sonra sıra gelse bir telefona sahip olurdun. Medya ve gazetecilik o zamanlar bir değeri olduğu için ofisime ve evime sıra beklemeden telefon bağlandı. Üstüne üstlük ofisteki telefonum yüzde 50 indirimliydi. Annemin de evinde babamın zamanında aldığı ona miras kalmış telefonu vardı. 2-3 güne bir ona telefon ederdim. İlk sorum “ Nasılsın anne” ( çavayi yade “daye”) cevabı hep aynıydı.” İdare ediyorum oğul” (İdareye lavo) bu tür telefonlaşma rahmetli babamın vefatından sonra 38 yıl sürdü. Bir gün Dr kardeşim aradı, Batman’a gelmem gerektiğini söyledi. Gittim. Hastahanede yatıyordu. Felç vurmuş ve konuşamıyordu. Dr. Kardeşime “ beni anlıyor mu?” Dedim. “ Evet anlıyor amma konuşamıyor” dedi. Yanına girdim. Ellerini öptüm. Beni tanıdı, yüzü güldü. Ben de Kürdçe “Anne hani o her hafta iki günde bir seni telefon ile aradığımda ‘Nasılsın anne?’ Dediğimde bana ‘idareye lavo’ derdin. Neden idareyi bıraktın.” Dediğimde o hali ile bile tebessüm etti. İşte o an hiç gözümün önünden gitmiyor. Şimdi yazarken bile göz yaşımı tutamadım. Başta annem Emine ve annesini kaybeden bütün evlatların annelerine tanrıdan rahmet diliyorum. Hoşça kal anne; Emina Haci Xalil.
