KÜRT YAYINEVLERİ VE SAHİPLENME
Bir halkın kendini gelenek, görenek, dil ve diğer unsurları ile yaşatabilmesi için başta dil olmak üzere kültür ve sanat alanında kendini koruyabilmesi gerekmektedir.

SİMURG - NİHAT EKİNCİ
-Bu konu ile ilgili dünyadaki topluluk ve halklara baktığımızda bu işin kültür boyutunun sözlü ve yazılı şekilde sürdürüldüğüne tanıklık etmekteyiz.
Bir halkın kültürel değerlerini koruyacak olan önce o halkın kendisidir. Anadil konusu başta olmak üzere geçmişin geleceğe taşınmasında köprü görevi yapan etkinlik ise kültürel çalışmalar başlığı altında toplanabilir. Eğer bir toplum başta dili olmak üzere kültürel değerlerini koruyamazsa kendi varlığını da korumaktan uzak kalır.
Kürt toplumu tarihsel süreçte kültürel yapısını bütün baskı ve asimilasyon çabalarına rağmen çoğunlukla sözlü olmak üzere yaşatmayı başarmış ve günümüze kadar getirmiştir. Son dönemde ulus devletlerin ortaya çıkması ile konu coğrafi alanlarla sınırlandırılmaya çalışılmış olsa da- ki bu Kürtler için parçalanmaya neden olmuştur- kültür konusunun öyle dikenli tellerle çevrelenemeyeceği de açıktır.
Ulus devlet yapısının kendi içerisinde şoven anlayışların zıplamasına neden olabilecek unsurlar taşımış olsa da sonuçta var olan toplumlarda da kendini tanıma fırsatı doğurduğunu belirtmekte fayda var. Tabu konumuz ulus devlet veya diğer sistemleri tartışmak değil Kürt edebiyatını n önemli bir alanını oluşturan yayınevlerinin durumudur.
Başta siyasi çevreler olmak üzere toplumsal hedefleri olan her kesim başta dil olmak üzere toplumun kültür ve sanat alanındaki değerlerinin korunması, gelenek ve göreneklerinin yaşatılması konusunda oldukça hassasiyet içeren yaklaşımlarda bulunmaktadır. Bir halkın varlık gerekçesinin temel taşlarından ve en önemlilerinden birinin dilinin, gelenek ve göreneklerinin, örf ve adetlerinin yaşatılması olduğunu vurgulayıp dururlar. Bu tespitte bir yanlışlık da yok elbet. Ancak bu gelenek ve göreneklerin bir bölümünü yaşam tarzı içerisinde sürdürebilme imkânı varken bazılarının yaşatılması için de kayıt altına alınması gerekmektedir.
Toplumun aydınları, yazarları, sanatçıları ve zanaatkârları bu görevi doğal olarak üstlenmiş insanlardır. Büyük bedeller ödeyerek bu konuda çaba göstermekte ve toplumun değerlerini yaşatmak için uğraşmaktadırlar. Bu uğraşları nedeniyle de başlarına gelmedik iş kalmaz. Bazen özgürlüklerinden bazen de hayatlarından olabilmektedirler. Bu çabaların görünür kılınması aşamasında özellikle yazılı metinlerin kayıt altına alınması ve dağıtılmasından da yük yayınevlerinin sırtında kalmaktadır. Bir yayınevi sorumlusu kendisine gelen bir dosyanın ne emeklerle hazırlandığını çok iyi bilmektedir. Bu dosyanın incelenmesi, düzenlenmesi ve basılması için gerekli işlemlerin tamamlanmasının yanında bir de ekonomik külfetinin karşılanması gerekmektedir. Güçlü bir sermaye yapısına sahip olan kurum ve kuruluşların ya da yayınevlerinin bu konu ile ilgili sıkıntıları daha az olabilir ancak Kürt edebiyatı ile ilgili alanda faaliyet içinde bulunan yayınevlerinin ekonomik açıdan çok zayıf oldukları hatta bir kitabın basım işini tamamlamak için kişisel emeklerinin yanı sıra çoğu zaman matbaalara borçlandıklarını da bilmekteyiz. Bin bir emek ve çaba ile yazar tarafından hazırlanan dosyaların oluşum ve yazım süreçlerini zorluklarını bir kenara bırakırsak bile bunun somut bir kitap haline getirilmesi yolunda gösterilen çaba ve sarf edilen emek görünmezlikten gelinemez.
Bin bir emek ve çaba ile basılan bir kitap sonunda okurla buluşturulma çalışılır. Güçlü bir dağıtım ağı olmadığında bu kitapların okurla buluşması da zorlaşmaktadır. Bazı yayınevleri bu imkâna sahip olmuş olabilir lakin genel olarak bu konuda sıkıntı yaşandığı bilinmektedir. Okurla buluşma noktalarından biri de -sanal dünyadaki yani internet üzerinden yapılan satışları saymazsak- kitap fuarlarıdır. Ancak kültür ve sanat konusunda mangalda kül bırakmayan birçok kesimin ne kitap fuarlarına ne de kitaplarına sahip çıktıklarının görüyoruz. Açılan kitap fuarına bir tur atıp gelenlere bir selam vermek ne yazık ki sorunu çözmekten uzaktır. Ekonomik alanda oldukça zayıf olan bu alanın desteklenmesi gerekmektedir. Koltuk için çaba sarf eden herkesimin kültür sanat için de bir bütçe ayırmasında fayda var. Sigaraya ayrılan paranın bir kısmı kitaba ayrılsa eminiz ki hem yazarlarımızın hem yayınevlerimizin hem de bu alanda çabalayan kurumlarımızın daha verimli olmasına katkı sunulmuş olacak. Son olarak Mardin Barosu tarafından düzenlenen kitap fuarında Baro Başkanı Ahmet Duyan ve Av. Serdar Gümüş tarafından gösterilen kişisel çabaları gördük ancak bunun diğer çevreler açısından satışlara ve sahiplenmeye dönüşmediğini de gördük. Çok konuşmak yerine bir kitap satın almanın daha faydalı olduğunu düşünüyoruz. Egemen anlayışın baskısı ancak sahiplenilerek aşılabilir düşüncesindeyiz. Tabi sadece tek alana yönelmeden!