NEDEN BU DURUMDAYIZ?
Dünyada siyasi hegemonya etkinliğini, ekonomik çıkar savaşlarının canlı yayınını izleyip yaşarken bizde ise siyasi iktidar mücadelesi İktidar ve muhalefetin birbirlerinin açıklarını ortaya dökmesiyle yaşanmaktadır.

SİMURG - NİHAT EKİNCİ
-Her ülkenin dünya genelindeki sorunlardan aldığı payın yanında kendine has özelliklerinden kaynaklanan sorunları da bulunmaktadır. Siyasal iktidarların ya da hükümetlerin görevi; ülkeyi dış kaynaklı sorunlardan koruyup iç sorunların çözümünü sağlamaktır. En azından olması gereken budur. Demokrasi ve cumhuriyet kavramlarını yönetimsel anlamda kullanan ülkelerde şeffaflıktan kaynaklanan ve kurallara göre işletilen sistem gereği bu sorunlar daha hızlı çözüme kavuşturulmakta ve ülkedeki insanların tamamını bundan istifade etmektedir. Burada önemli olan kavramları yerli yerine oturturken kurallarına göre hareket edilmesinde yatar. Aksi durumda ülke yönetim modelinin adının cumhuriyet olması ülkenin anti demokratik bir şekilde yönetilmesine engel teşkil etmemektedir.
Vatandaşlık bağı ile ülkesine bağlı olan her yurttaş kendi ülkesinin başarılı olmasını, yükselmesini, imrenilmesini canı gönülden ister. Devletinin başarılı ve hatırı sayılır bir devlet olmasını ister. Bu isteğinin gerçekleşmesini için de vatandaşlık görevlerini yerine getirmeye çalışır. Devlete olan güveni aynı zamanda devlete olan sadakate dönüşür.
Bu husus çok önemlidir. Yönetim şekli ne olursa olsun eğer devlet mekanizması güven veriyorsa karşılığını sadakat olarak alır! Aksi durumda devlet mekanizması ile yurttaş algısı arasında bir suçlama savaşı başlar ki bu da sonunda devletin ve milletin arasındaki güven mekanizmasının kırılmasına neden olur. Bu nedenle devleti idare edenlerin ya da devlet adına hareket edenlerin bu hususa dikkat etmesi ve devlete olan güven ve inancı yıkmaması gerekir.
Devlet yönetiminde bulunan insanların kendi bireysel çıkarlarını vatandaşların ve devletin çıkarlarının önüne koyması durumunda ilerleme kaydetmek, huzur ortamı yaratmak, güvenliği sağlamak mümkün olmaz. En ufak bir yarık ve gedik bulan asalaklar hemen oradan sızar ve en olmadık sonuçlara sebebiyet verirler.
Bu genel hatırlatmadan sonra gelelim ülkemizin durumuna. Uluslar arası alanda ülkemizin bulunduğu konum bu konuda bize yol gösterici olabilir. Acaba ülkemizin uluslar arası konumu ne durumdadır?
Kamuoyuna açık olan verilere göre ülkemiz;
“*İNSAN ÖZGÜRLÜĞÜ: 164 ülke arasında 144’üncü.
*BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ: 180 ülke arasında 163’üncü.
*YOLSUZLUK: 182 ülke arasında 124’üncü.
*HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ: 143 ülke arasında 135’inci.
*CİNSİYET EŞİTLİĞİ: 148 ülke arasında 135’inci.
*ÇOCUK HAKLARI: 194 ülke arasında 106’ıncı.
*İŞÇİ HAKLARI: 143 ülke arasında 136’ıncı.
*TEMEL İNSAN HAKLARI: 143 ülke arasında 134’üncü.
*İSLAMİLİK ENDEKSİ: 149 ülke arasında 109’uncu.”
Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine en fazla haksızlık başvurusu yapılan ülke sıralamasında birincilik kürsüsünde.
Bu olumsuz tabloda kürsünün ikincilik ve üçüncülük sırasına paylaşan ülkeler ise savaş halindeki Rusya ve Ukrayna!
Yani biz istediğimiz kadar kendimizi süsleyip püsleyip iyi göstermeye çabalasak da uluslar arası notumuz berbat durumda.
Bir Amerikan dolarının 50 lirayı aştığı bir süreç yaşıyoruz. Enflasyonda aylık enflasyonumuz rekabet etmeye çalıştığımız ülkelerin yıllık enflasyonunu geçiyor. Buna rağmen aklımızı başımıza alıp toparlanmaya çalışmıyoruz. Sorunları zamana yayarak çözümleyebileceğimizi düşünüyoruz ki bu oldukça yanlış ve eksik bir düşünce tarzı.
Karneye bakmamız gerekiyor ve kendimize sormamız gerek soru da bellidir.
Neden bu durumdayız?
Sistemimiz neden hem yerelde hem merkezde KAYYIM alarmı vermek zorunda kalıyor. Suç demokraside mi yoksa cumhuriyette mi?
Suç bunlarda olamayacağına göre aynaya bakmaya gerek yok mu?