17 Ekim 2026 - Cumartesi

HAYRET

Son günlerde etrafımda olup bitenlere hayretle bakmaktayım. Hayretle bakmak; bir duruma, kişiye veya olaya karşı şaşkınlık, hayranlık ya da beklenmedik bir durum karşısında şaşırma hissiyle bakmak anlamına gelir.

Yazar - SİMURG - NİHAT EKİNCİ
Okuma Süresi: 5 dk.
SİMURG - NİHAT EKİNCİ

SİMURG - NİHAT EKİNCİ

-
Google News

Hayretle bakmamın elbette haklı sebepleri var. Hayretle baktıklarıma ve izlediklerime bakarken önce kendimi yoklamaya başlıyorum. Bilgi birikimlerim ve gördüklerim konusunda bir yanlışlık var mı diye. Sonra karşımda duran olaylara, açıklamalara, davranışlara bakıyorum hayret edilecek cinsten mi diye.

Arada bir tutarlılık veya tutarsızlık var mı diye bir kez daha kontrolden geçirmem gerekiyor. Ve sonuç HAYRET ediyorum.

İğneyi kendine çuvaldızı başkasına batır demişler. Kimin demiş olması önemli değil doğru olup olmaması önemli. Bir konu hakkında bir açıklamada bulunurken, bir davranış sergilerken, bir yaklaşım gösterirken insanın dikkat etmesi gereken bir takım unsurlarının olması gerekmiyor mu? Tamam dilin kemiği yok diyorlar ama diğer organlarımızın kemiksel bir yapıya sahip olduğu da her halde inkâr edilemeyecek bir gerçek olsa.

Narsistlik derecesine varmadığı sürece insanların kendilerini beğenmelerine, övmelerine, kıymetlendirmelerine hoşgörüyle bakmakta bir mahsur yok elbet. Ancak ve lakin konum, görev ve ilke meseleleri göz önüne alındığında insanın doğruluk ve hakkaniyet konularına da biraz hassasiyet göstermesi gerekiyor.

Çıkarımıza uygundur diye dönemsel olarak ortaya çıkan zikzakların bir sınırının olması gerekiyor. Hayat sadece “ben” konusu ile bitmiyor. İnsan bir toplumsal varlıktır ve bu da bazen “biz” kavramını değerlendirmeyi zorunlu kılıyor. Bana karışmayan yılan bin yıl yaşasın mantığı var. Bu yılanın yapacağı iş peki benim yapacağım ne olmalı? Yılan beni sokmuyor diye yaptığı her şeyi meşru görmeyi gerektirir mi?

İçinde bulunduğumuz sürecin kolay bir süreç olmadığının farkındayız elbet. İnsanların ayakta kalmak için çırpındığı, ekmeğin aslanın midesine kadar indiği, güven ilkesinin zedelendiği herkesin kendi başının çaresine bakmak gibi bir durumla karşı karşıya kaldığı bir süreçteyiz. Üstelik ortada her şeyin güllük gülistanlık olmadığı, baskı ve sindirmelerin her boyutu ile karşı karşıya kalınan bir ortamın varlığı da olaya tuz biber ekiyor olabilir. İşte bu ahval ve şerait içinde bile insanın kendini koruyacağı, sığınacağı bir değerler, ilkeler silsilesi olmalıdır.

Bize bir zararı dokunmuyor, çıkarımıza geliyor diye yapılan yanlışları meşru göremeyiz ve gösteremeyiz. Yanlışın ve doğrunun sana bana göre değerlendirmesi yoktur. Yanlış herkes için yanlış doğru herkes için doğrudur. Yanında olursunuz veya olmazsınız bu sizin tavrınız lakin bu tavır sonucu değiştirmez.

İnancımız bir haksızlıkla karşı karşıya kaldığınızda gücünüzle, yetmiyorsa dilinizle, o da yetmiyorsa düşüncenizle karşı koyunuz diyor. Hadi diyelim bunlardan hiç birine gücünüz yetmedi bari destekleyici ve övücü olmayın. İlkeli bir duruş sergilemek her zaman faydalı bir davranıştır.

Dün doğru dediklerinize bugün yanlış diyorsanız, dün övdüklerinizi bugün eleştirmeye başlıyorsanız, dün yaptıklarınızı tam tersini bugün yapıyorsanız buna 180 derece zıt gitmek derler. Yani sosyal ve toplumsal tabiriyle döneklik derler.

Zannetmeyin ki ortamdaki sessizlik olup bitenlerin anlaşılmamasından kaynaklanıyor. Yok öyle bir şey. Her şey zamanını ve fırsatını kolluyor. Bugün esen rüzgârın yönüne göre yelkenleri açıp geminizi yürütüyor olmanız işin sonsuza dek böyle gideceği anlamı taşımıyor.

Rüzgâr tersine döndüğünde emin olun huşu içinde katettiğinizi zannettiğiniz o yolculuk size ecel terleri döktürme eğilimine girecektir. Diyebilirsiniz ki önemli değil o zam geldiğinde ben de yelkenlerimi yine rüzgâra doğru çevirir o şekilde hareket ederim. Peki, o zaman size ve yaptıklarınıza HAYRET ile bakılmaz mı?

Böyle bir durumla karşılaşmamak için temkinli olmakta fayda var. Bazen bir etiketle damgalandığınızda onun izlerini silmek kolay olmuyor. Memlekette her şey güllük gülistanlıkmış meğerse bizim haberimiz yokmuş! Yaşadıklarımız ile okuduklarımızı veya gördüklerimizi karşılaştırınca hayret ediyoruz.

 Biz mi kör olduk görmüyoruz yoksa birileri bizi kör, sağır ve salak mı zannediyor. Bu toplum tecrübelerle yoğrulmuş, acılarla pişmiş bir toplumdur. Doğruyu da yanlışı da çok iyi analiz ediyor. Hayret edilecek bir durumu görünce de hayret ediyor. Dün ak dediğinize bu gün kara diyorsanız köyün horozunu muhtar ilan ediyorsanız kusura bakmayın ama HAYRET derler.

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.