17 Eylül 2026 - Perşembe

OY-AL- AMA : OYALAMA

OY-AL- AMA : OYALAMA

Yazar - SİMURG - NİHAT EKİNCİ
Okuma Süresi: 6 dk.
SİMURG - NİHAT EKİNCİ

SİMURG - NİHAT EKİNCİ

-
Google News

Son dönemin tren yaklaşımı oyalama taktiklerinin geliştirilmesinden ibaretmiş geliyor. Bu kanıya varmamızın elbette nedenleri var. Çünkü hayatımızı altüst eden gelişmeler karşısında yetkili ve etkili olanların işi zamana yayma veya oyalama taktiklerini bütün yönleriyle devreye alması can sıkıcı bir hal almaya başladı.

Her ülkenin sorunları olduğu gibi bizim ülkemizin de sorunlarının varlığı malumdur. Her başın bir derdi olduğu gibi her ülkenin de bir veya birden fazla derdi olabilir. Bunu hayatın olağan akışı içerisinde görüp değerlendirmek lazım. Yönetim ve yöneticilerin görevi de bu sorunları eldeki imkânları kullanarak olabildiğince hızlı bir şekilde çözüme kavuşturmaktır.

Sorun siyasi, ekonomi, sosyal veya kültürel alanda olabilir. Hatta bu saydığımız alanlarının tamamında birden de gelişebilir. İşte tam da bu noktada yöneticilerin gereğini yerine getirmeleri gerekmektedir. Bu kapasiteden yoksun olanların yönetime talip olmaması gerekiyor. Nasıl ki bir ailede işler beceri durumuna göre dağıtılıyorsa diğer alanların tamamında da bunun aynı şekilde geliştirilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde işler ters gitmeye başlar ve bireyin yetersizlikleri karşısında genelin tamamı kaybetmeye mahkûm olur.

Küçük topluluklarda yazılı olmayan kurallar hayatın gidişatına yön vermeye yeterli olabilmektedir. Ancak topluluk aile, klan, aşiret, kurum, il, bölge ve ülke şeklinde gelişme gösterdiğinde artık yazılı olmayan kuralların yerini yazılı kurallar alır ki buna kanun demekteyiz. Bir nevi kaidelerin yerine veya desteğine kanunun geçmesi hali de diyebiliriz.

Söz konusu yönetim modeli kanunlaşmaya kadar varmış ise herkesin de bu kanunlara uyması gerekiyor. Kanunlar toplumsal ihtiyacı karşılama konusunda yetersiz kaldığında da değiştirilmesi ve yeni ihtiyaçlara göre düzenlenmesi gerekiyor. Bunu da toplum adına yasal düzenlemeler yapmakla görevlendirilmiş vekiller tarafından gerçekleştirmekteyiz. Yani kısaca toplumsal düzenin sağlanması adına adım atması gereken ve düzenleme yapması gerekenlerin bu sıfatları gereğince toplumsal ihtiyaçları zamanında belirleyip adım atması gerekmektedir. Bu vekâleti üstlenenler içinde yürütmeyi sağlamakla görevli olanların sorumlulukları elbette daha fazladır. Çünkü asıl işi yapanlar yani direksiyonda olanlar onlar. Diğerleri ise onların taleplerini değerlendirenler oluyor. Yanlışı ve eksiği gördüklerinde uyaran ve doğru yöne yönlendirmeye çabalayanlar olarak. Bu durum siyasal literatürde iktidar ve muhalefet olarak adlandırılmaktadır.

İktidar ve muhalefetin görevi yukarıda da belirttiğimiz gibi toplumsal ihtiyaçları zamanında belirleyip uygun bir şekilde gidermektir. Çünkü yasalarla belirlenmiş olan sürelerde yapılan seçimlerde iktidara aday olanlar ülkenin var olan siyasal, sosyal, ekonomik ve kültürel sorunlarını gidermeyi ve hatta olumlu yönde ilerletmeyi sağlayacakları iddiasıyla ortaya çıkmakta ve oy toplamaktadırlar. Ancak ne yazık ki oyları aldıktan sonra meclise giden vekillerimiz sorunların çözümü noktasına odaklanacaklarına kendilerini geliştirme derdine düşmektedirler. Ülkenin olanaklarından sahip oldukları konumları nedeniyle daha fazla yararlanmakta ve vekâlet ettikleri insanların yaşam koşullarını ikinci ve hatta bilmem kaçıncı plana atmaktadırlar. 

Sorunlar kendilerine iletildiğinde ise OYALAMA taktiğine sığınmaktadır. Durum böyle olunca da sorunlar gittikçe büyümekte ve kriz haline dönüşmektedir. Bunun somut örneklerini son dönemde yaşananlardan daha net bir şekilde gözlemlemek mümkündür. Ülkenin içinde bulunduğu siyasal durum ne yazık ki bir krizden ibarettir. Aynı durum katlanarak kendini ekonomik alanda göstermektedir. Bu iki krizin bir sonucu olarak da sosyal yaşam maalesef içinde çıkılamaz bir duruma gelmiş durumda. Bahis, kumar, uyuşturucu, fuhuş, yolsuzluk, dolandırıcılık, çetecilik almış başına yürüyor. Son günlerde bu alanda operasyonsuz gün geçmiyor. Gecikmiş olsa da bu alandaki mücadele elbette kıymetlidir lakin buraya nasıl ve neden gelindiğine de bakmak gerekmektedir. Sorunun sadece polisiye tedbirlerle çözüme kavuşturmanın zorluğunu da herkes kabul etmek durumundadır.

Savaşta olan ülkelerin yıllık enflasyonlarını biz aylık hatta biraz geniş tutarsak mevsimlik olarak yaşıyorsak ortada bir çelişki yok mu?

Sosyal hayattın bu kadar zorlaştığı ve ahlaki değerlerin, yaşam ilkelerinin yok olmaya yüz tutuğu bu durumda gidişattan sorumlu olanların hiç mi payı yok.

Oy zamlarında gelip oy isteyen ve yönetime talip olanlara, halkı mutluğa ve refaha kavuşturma iddiasında bulunanlara sözümüz; OY-AL- AMA(!) sorunların çözümü noktasında halkımızı ve ülkemizi OYALAMA(!) uyarısı olacaktır. Çünkü bu yükün vebali çok ağır ve bunu hem bu dünyada hem de inanlar için belirtelim diğer dünyada yüklenmek bir hayli sorumluluk ister.

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.