SAĞLIĞIMIZIN VE CÜZDANIMIZIN KONUSU 5G...
SAĞLIĞIMIZIN VE CÜZDANIMIZIN KONUSU 5G...

AZİZ ARSLAN
-Kıymetli okurlarım,
5G, telefon kullanan herkesi ilgilendiren bir konu; bu konuyla alakalı yaptığım araştırmalarda uzaman kişilerden elde ettiğim bilgiler kendiniz için, aile bireylerinizin sağlığı açısından çok önem arz ettiğini ifade etmek isterim.
Öncelikle konunun maddi yönünü ele alarak başlamak istiyorum.
Malumunuz, televizyon ekranlarında veya sosyal medya mecralarında Turkcell, Türk Telekom ve Vodafone gibi GSM operatörlerinin sürekli 5G reklamları yapılmakta; "5G ile uçuyoruz" algısı yapılmaktadır. "Uçun kuşlar, uçun" misali; yahu kardeş, nereye uçuyoruz? Telefonlarımızda bir içeriğin izlenme süresi 4G ile 0,3 saniye iken 5G ile 0,2 saniyedir. Arada sadece 0,1 saniyelik bir hız farkı vardır. 4G ile 5G arasında neredeyse hiçbir fark olmadığını sadece ben dile getirmiyorum; bu işin uzmanları dile getiriyor.
Sevgili dostlar; özellikle kendim kullandığım 20 GB internet paketi bana bir ay yeterken, sözde 5G hızıyla hani uçuyoruz ya? O aradaki 0,1 saniyelik hız farkıyla 20 GB internet paketim 15 gün ancak yetebildi; bu, nasıl kanatlanıp uçmakmış! Ezcümle, cebimizdeki paraları uçuruyorlar demekten kendimi alamıyorum. Çünkü ifade ettiğim bu konuyla alakalı bir yakınımın başına gelen hadiseyi aktarmakta fayda görüyorum.
Şöyle ki: Fatura kesim bilgisi telefonuna gelir: "Sayın müşterimiz, internet aşımı yapıldığından ödeme tutarı faturanıza yansıtılmıştır." Gelen fatura tutarına iki katı aşım ücreti yansıtılmakta! Bu nasıl bir perhiz, bu nasıl bir lahana turşusu...
Dolayısıyla Türk Telekom, Vodafone ve Turkcell gibi GSM operatörlerinin internet paketleri 1.500 ile 2.000 TL arası fiyatlarla başını almış gidiyor. Vatandaşlardan büyük bir tepki var. GSM operatörleri orantısız bir şekilde, kendi kafalarına göre vatandaşları mağdur ederken yetkili idarecilerimiz ne zaman bu haksızlığa dur diyecek?
Şimdi gelelim sağlığımızı etkileyen 5G'nin olumsuzluklarına ilişkin bir uzmanın görüşlerine...
5G baz istasyonlarının bulunduğu alanların etrafındaki yeşillikler ve ağaçların kuruduğu net bir şekilde görülmektedir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve sağlık bilimcileri, 5G'nin vücutta herhangi bir hasar oluşturmadığını, sadece insan vücut ısısını artırdığını dile getiriyorlar. Bu açıklamalara muhatap olan Dünya Sağlık Örgütü'nün kimlerle nasıl yürüdüğü ve kimlere nasıl hizmet ettiği ortadadır.
Bu açıklamalar ifade edildiği gibi değil. Vücut ısısının artmasını değil, beyin ısısını artırdığını söylemekten çekiniyorlar. Çünkü kişi telefonu kulağında tuttuğunda, o ısınan bölge -beynin sağ ve sol lobunun ısınması demek- zamanla vücut tiklerine, göz seğirmelerine, yanak kaslarının tutulmasına, hatta DNA'larımızın bozulmasına kadar gidip beyin kanserine yol açabiliyor. Gelecek nesillerimize beyin hasarının nasıl yansıyacağını dahi bilmiyoruz! Baz istasyonları bir ağacın kökünü nasıl kurutabiliyorsa ve o ağacı hayata döndüremiyorsanız, artık sağlık açısından gerisini siz düşünün. Sakın ama sakın 5G'li telefonları çocuklarınızın eline tutuşturmayın. Uzman kişinin bu ifadelerine katılmamak mümkün değil.
Kıymetli okurlarım, bir diğeri de; Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Başkanı Prof. Dr. Selim Şeker'in 5G'ye ilişkin olarak ifadelerini dikkatlere sunmadan geçemeyeceğim.
Prof. Dr. Selim Şeker; Avrupa'da 7 ülkede, 12 farklı araştırma yürütüldüğünü ve toplamda yaklaşık 3 milyon Euro harcandığını ve bu araştırmalar, elektromanyetik radyasyonun insan DNA’sını kırarak genetik hasara neden olduğunu ortaya koyduğunu... Amerika, Rusya ve Avrupa ülkelerinden uzmanlar tarafından hazırlanmış olan bu raporda, elektromanyetik alanların, insan sağlığını bozduğu, bağışıklık sistemini zayıflattığı, cinsel sağlığı olumsuz etkilediği, kalp ve beyin üzerinde ciddi etkiler yarattığı belirtiliyor. “Özellikle 5G teknolojisi üzerine yapılan araştırmalar, elektromanyetik radyasyonun uzun vadede kanserle ilişkili olabileceğini” ifade etmektedir.
Ezcümle, teknoloji hayatımızın bir parçası, ama onun da sınırları olmalı. Özellikle cep telefonları yatak odasına sokulmamalıdır; hem sağlığımız hem de aile mahremiyeti söz konusudur. Çünkü cep telefonlarındaki casus yazılımlar yatak odasındaki mahremiyeti ihlal ederek dinleme veya izlenme yapabilmektedir.
Bunu bir komplo teorisi veya şehir efsanesi olarak ifade etmiyorum. Uzmanlar; akıllı cihazların risk taşıdığını ve hacker’ların yatak odasına ve banyoya birkaç tık uzakta olduğu konusunda bizleri uyarmaktadırlar.
Siz siz olun, akıllı telefonlarınızı yatak odalarınızdan uzak tutun.