YÜKÜN İÇİNDE BÜYÜYEN İNSAN
YÜKÜN İÇİNDE BÜYÜYEN İNSAN

Yusra AYDIN
-İnsan, hayat boyunca birçok kimliğe bürünür. Evlat olur, Anne olur, çalışan olur, birilerinin dayanağı, birilerinin umudu hâline gelir. Her statü omuzlarımıza bir sorumluluk bırakır; her sorumluluk da içimizde başka bir benliği uyandırır. Çoğu zaman kim olduğumuzu aynaya bakarak değil, üstlendiğimiz bu rollerin içinde yürürken fark ederiz.
Garip olan şu ki, insan kendini yük almadan değil, yükün içinde ilerlerken tanır. Sorumluluklardan kaçtığımızda hafifleriz belki ama derinleşmeyiz. Oysa bir işi ciddiyetle sahiplenmek, bir insanın hayatına dokunmak, bir görevi layıkıyla taşımaya çalışmak… Bütün bunlar ruhumuzda saklı duran asıl karakteri yavaş yavaş görünür kılar.
Çoğu zaman adım atmadan önce tereddüt ederiz. Yapabilir miyim, taşıyabilir miyim, bu rol bana fazla mı gelir diye düşünürüz. Fakat ilginçtir; işe koyulduktan sonra o tereddüt yerini şaşırtıcı bir netliğe bırakır. Çünkü insan, yolda yürürken kendini ikna eder. Atılan tek bir adım, sadece bizi değil, çoğu zaman başkalarının kalbini de içine alan yeni bir ufuk açar.
Hayatın bir başka gerçeği de şudur: En kolay yol, bulunduğumuz statüyle zorlaşabilir; en zor görünen yol, başka bir kimlikle anlam kazanabilir. Hayat her akışında bizi başka bir duyguyla sınar ama aynı zamanda başka bir pencereden bakma imkânı da sunar. Her pencere, ruhumuzda yeni bir tohum eker. Ve o tohum, zamanla kişiliğimizin bir parçasına dönüşür.
İşte tam da bu sınanışların içinde, başta kırılgan olan niyetler kök salar. Umut, geçici bir duygudan çıkar; insanı ayakta tutan bir dayanağa dönüşür. Zaman akar, biz değişiriz. Ve ruhumuzda beslediğimiz her faydalı tohum, bir gün tecrübe olarak önümüze düşer.
Günün notu ;
Belki de insanın gerçek yolculuğu tam burada başlar: Yükten kaçmadan, yükün içinde büyüyerek…