SÎMÛRG İLE BAŞLARKEN
Uzun bir aradan sonra siz değerli dost ve okurlarla buluşmaya karar verdik. Ayrılık; kızılcık şerbeti kıvamında olsa da yaşandı. İçinde bulunduğumuz koşullar yaşam yolunu mayın tarlasına çevirdiği için amaca ulaşmak da kolay olmuyor elbet.

NİHAT EKİNCİ
-Bütünsel olarak düşündüğünüzde bazen kendinizle ilgili kararları vermek tahmin edilenden daha zor olabiliyor. Çünkü belli bir aşamadan sonra siz artık sadece siz değilsiniz. Hele ben olmaktan çıkıp biz kavramı ile muhatap olmuşsanız artık bizliğin bütün zorluklarını benliğinizde yaşamak zorunda kalıyorsunuz. Çünkü benliğinizde bizliği yaşamak zorunda kalıyorsunuz.
Bilinç düzeyiniz ile sorumluluklarınız arasında bocalayıp durmak işin cabası. Tabi bütün iş sizde bitmiyor elbet. Bir de birlikte yol aldıklarınız var. Verilen emekler ve harcanmışlıklar var. Ahde vefa’lar var. İlkeli duruşlar, sahip çıkmalar, çıkar çatışmaları ile ortaya çıkan kıvrak manevralar var.
Yaşamdan anladığımız şey ilkeli duruşların bir bedelinin olduğudur. Bu bedeli hesaba katmadan ilkeli davranmaya kalkışmak abesle iştigal etmekten ibaret olur. Toplum olarak zor süreçlerden geçiyoruz. Dayatmaların zorlamasıyla; “ya bendensin ya düşman” girdabına girmemek gerek. Sağa sola savrulmadan düz gitmek de bir tercihtir. Ezilme ve kırılma söz konusu olsa da düz yolda, dikleşmeden dik gitmek ve ilkeli olmak insanı her zaman onurlu tutar. Unutmamalıyız ki asıl kalıcı olan “insanlık onurudur” ve bunu korumak gerekir. Bunu yapmanın yolu da iyi bir ahlaktan geçer. Mantıklı hareket etmekten geçer. İmam Gazalinin meşhur bir sözü var; “mantık bilmeyenin ilmine güven olmaz” diye. Sanırım buna ahlakı olmayanın mantığından da şüphe etmek gerek demeyi de eklemek gerekiyor.
Bundan böyle sizlerle Simurg köşemizde buluşacağız. Bilindiği gibi kültürümüzde Yeniden doğuşun, direnci ve bilgeliğin sembolü olarak bilinir bu efsanevi kuş. Bilgi ağacında yaşayan bu kuşumuzun bilgilerinden istifade etmek için çabalayacağız. Küllerinden yeniden doğan simurg, bize umudu ve direnci aşılar.
Hareket alanımız her zaman olduğu gibi yine toplumsal durumumuz olacak. Ülkemizde ve bölgemizde olup bitenlerin yanı sıra dünyadaki gelişmelerin de takipçisi olmaya ve bizi ilgilendiren yanlarını sizlerle paylaşmaya çalışacağız. Toplumumuzun yapısını siyasal anatomi konusu gibi ele alıp işlemeye çalışacağız. İlimizdeki, bölgemizdeki, ülkemizdeki, Ortadoğu’daki gelişmeleri dört gözle takip edip olup bitenleri bilgilerinize sunmaya çalışacağız.
Çapımızı aşmadan ama çapsızlaşmadan hayatımızı etkileyen konulara değinmeye çabalayacağız. Temel ilke olarak herkesi iyi niyetle anlamaya çabalayacağız. Olayları ve gelişmeleri veyahut olup bitenleri ele alırken objektiflik ilkesinden, hak ve hukuk algısından uzaklaşmamaya azami gayret göstereceğimizden kimsenin şüphesi olmasın. Veriler üzerinden değerlendirmeler yapmak, bilimin öncülüğünden faydalanmak, ahlak, gelenek ve görenekleri dikkate almak temel anlayışımızdır.
Kimden ve nereden gelirse gelsin yanlış olanı gördüğümüzde tereddütsüz bir şekilde yanlış olduğunu ifade edeceğiz. Aynı kıstas doğrular için de geçerlidir. Ortaya konan fikir veya çalışma doğruysa kimden geldiğine bakmaksızın doğruluğunun hakkını verme gayretinde olacağız. Algımız ve anlayışımız kazanmak üzerine olacak. Pozitif olmak, iyiyi düşünmek, iyiyi yapmak, iyiyi söylemek şiarımız olacak.
Kimseye karşı olmadığımız gibi kimsenin şakşakçısı da değiliz. Üstlendiği toplumsal sorumluluk ve rolü hakkıyla yerine getirenlerin yanında olmayı, rolünün üstesinden gelme niteliğine sahip olmadığı halde bazı konumlarda tutunmak için iliklenenlerin de sofrasında bulunmamayı şiar edinmeye gayret edeceğiz. Dünyayı kurtaran adam rolüne bürünmenin bir anlamı yok. Çünkü kendini düzeltmekle işi başlayamayanların başarı şanslarının oranını bilenlerdeniz. Ancak bu durum ve gerçeklik bir kenara çekilip olup bitini “kaderimdir çekerim” arabeski ile izlemeyi de gerektirmiyor.
Dileriz sizleri de kendimizi de mahcup etmeyiz.